World of Warcraft serisine 2007’den bu yana gönül veren bir oyuncu olarak The War Within benim için çok özeldi. Oyunun en başarılı genişleme paketleri arasına girdi. Belki de favorilerimden biri oldu. Bu nedenle World of Warcraft Midnight için beklentiler oldukça yüksekti. Blizzard’ın yenilenen evren kurgusunun ikinci büyük adımıydı. Neyse ki Midnight, bu beklentinin altında kalmadı. Bazı eksiklerine rağmen, atmosferi ve sunduğu son oyun içeriğiyle güçlü bir genişleme paketi. Azeroth’taki maceramız keyifle devam ediyor.
Görsel Şölen: Yeniden Doğan Silvermoon
Midnight’ın en belirgin özelliklerinden biri görsel gücü. Daha ilk andan itibaren ne kadar iddialı olduğunu hissettim. Yeniden tasarlanan Silvermoon’a adım attığım an büyüleyiciydi. Bu anı uzun süre hatırlayacağım. Şehrin pırıl pırıl kuleleri göz kamaştırıyor. Geçmiş temalara gönderme yapan, ama modern bir kimlik kuran müzikler de etkileyici. Şehrin her köşesine yayılan detay seviyesi ise muazzam. World of Warcraft gibi eski bir oyunda bile bu kadar özenli bir şehir tasarımı dikkat çekiyor. Katmanlı yapısı ve keşif hissi vermesi başlı başına bir başarı.
Silvermoon’un başarısı sadece güzel görünmekle sınırlı değil. Şehir, canlı bir yapıya sahip. Daha önce kısıtlı görünen alanlar genişlemiş. Alt bölgeler daha anlamlı hale gelmiş. Sokaklar artık sadece dekor gibi durmuyor. Bir Horde oyuncusu olarak bu şehirle daha güçlü bir bağım var. Bu nedenle Quel’Thalas’ın yeniden ayağa kalkışı beni ayrıca etkiledi. Burası sadece nostalji sunmuyor. Geçmişin mirasını taşıyan, aynı zamanda yeni döneme yakışan bir merkez.
Canlı Dünya Tasarımı: Eversong ve Zul’Aman
Eversong Woods da aynı özeni yansıtıyor. Zaten WoW tarihindeki favori bölgelerimden biriydi. Bu kadar güçlü bir görsel yenilenme alması paketin en büyük artısı. Arthas’ın istilasının izleri artık geride kalmış. Bölge daha bütünlüklü ve canlı görünüyor. Eski ruhunu kaybetmeden modernleşmeyi başarmış. Bu, gerçekten kolay bir iş değil.
Zul’Aman tarafı ise hoş bir sürpriz oldu. Elflerin zarif ve düzenli estetiğine karşıt bir atmosfer sunuyor. Daha sert, daha vahşi ve doğal bir yapı karşımıza çıkıyor. Bu tezat, bölgelere derinlik katıyor. Bu alanlar o kadar keyifli tasarlanmış ki bazen yerde dolaşmayı tercih ettim. Hızla uçmak yerine etrafı keşfettim. Bir bölgede sadece var olmak bile keyif veriyorsa, dünya tasarımı başarılıdır.
Diğer bölgeler daha yüksek konseptli. Harandar, elementlerin iç içe geçtiği yapısıyla etkileyici. Voidstorm ise karanlık yapısına rağmen tekdüze değil. Renk kullanımını iyi dengelemiş bir sanat yönetimi sergiliyor. Önceki boşluk temalı bölgelerin gri ve sıkıcı görüntüsü burada aşılmış. Midnight, görsel kalitede neredeyse sürekli zirvede kalıyor.
Hikaye ve Karakterlerin Durumu
Sanat yönetimi bu kadar güçlü olunca hikaye beklentisi de artıyor. Ancak bu alanda durum biraz daha karışık. Xal’atath’ın motivasyonlarını nihayet öğreniyoruz. Yeni raid tarafındaki gelişmeler de geleceğe dair merak uyandırıyor. Fakat ana hikaye her zaman aynı ritmi koruyamıyor. Bazı bölümlerde güçlü anlar yaşanırken, bazı yerlerde tempo düşüyor.
Özellikle Turalyon karakter yazımı beni tam ikna etmedi. Karakter gelişimi için bazı yönleri zorlanmış gibi hissettim. Arator tarafında da benzer bir eksiklik var. Büyük bir yolculuk hissi yaratması beklenen bölüm, beklediğimden kısa ve yoğun değil. Bu durum hikayenin bazı kısımlarının yeterince oturmamasına neden oluyor.
Yan Görevlerin Gücü ve Yeni Irk
İlginç bir şekilde, yan görevler ana senaryodan daha iyi yazılmış. Bu aslında World of Warcraft için yeni bir durum değil. Küçük çaplı kişisel hikayelerde daha fazla duygu görüyoruz. Daha incelikli ve inandırıcı çatışmalar yaşanıyor. Aile meseleleri, yas, kırgınlık ve geçmişle yüzleşme gibi temalar yan görevlerde daha etkili. Ana hikaye büyük olaylara odaklanırken, duygusal ağırlığı çoğu zaman yan içerikler taşıyor.
Yeni Haranir allied race konusunda ise karışık duygular içindeyim. Tasarımları başarılı, özelleştirme seçenekleri zengin ve görsel olarak akılda kalıcılar. Ancak Blizzard’ın sürekli yeni insansı türler yaratma alışkanlığı bana biraz gereksiz geliyor. Oyuncuların uzun zamandır talep ettiği halklar varken, bambaşka yeni seçenekler eklemek bazen zayıf kalabiliyor.
Sınıf Yenilikleri: Beklentiler ve Gerçekler
Midnight boyunca üç karakterle hikayeyi deneyimledim. Yeni Devourer Demon Hunter uzmanlığı en çok merak ettiklerimden biriydi. Ancak tamamen ikna olduğumu söyleyemem. Kağıt üzerinde ilginç duran bu uzmanlık, oynanış hissi tarafında Demon Hunter’ın o alıştığımız vahşi doğasından uzaklaşıyor. Teması ilgi çekici, ama bazı temel yetenekler beklediğim etkiyi yaratmadı.
Bazı animasyonlar ve beceriler havalı görünse de yeterince sert hissettirmiyor. Demon Hunter oynarken hız, şiddet ve ritim beklersiniz. Burada ise yer yer daha büyü odaklı, daha mesafeli bir ton hissediliyor. Bu yüzden uzun vadede benim karakter tercihimde kalıcı olmayacaktır. Oyun dünyasıyla ilgili güncel haberler için Kimbiliyo’yu ziyaret edin.
Retribution Paladin tarafında da benzer kopukluklar yaşadım. Alan hasarı tarafında güçlü olsa da tek hedefte beklediğim tatmini vermedi. Asıl sorun sınıfın hissiyatında. Ben daha ağır, tok vuran, sade bir kutsal savaşçı beklerken, karşıma parlak bir yapı çıktı. Ekranda sürekli bir şeyler parlıyor, dönüyor, patlıyor. Bu da sınıfın özündeki kimliği zayıflatıyor.
Son Oyun İçeriği: Delve’ler ve Zindanlar
Midnight’ın en sağlam durduğu nokta yine son oyun içeriği. The War Within ile gelen birçok fikir burada daha olgun ve akıcı. Özellikle Delve’ler bu konuda öne çıkıyor. İlk halleriyle karşılaştırıldığında artık daha net bir kimlikleri var. Sadece küçük içerik gibi durmuyorlar. Tekrar oynanabilir, eğlenceli ve yaratıcı bir yapı sunuyorlar. Bazı Delve’lerde mekanikler doğrudan oyuncu becerisine dayanıyor. Bu çok hoşuma gitti. Her şey sadece eşya seviyesine indirgenmiyor. Oyuncunun oynayarak, öğrenerek ilerlemesi daha tatmin edici bir deneyim yaratıyor. World of Warcraft’ın bu yaklaşımı oyun dünyası otoriteleri tarafından da takdir görüyor. Daha fazla bilgi için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Zindan tarafında Den of Nalorakk akılda kalanlardan biri. Rota seçimi sunması ve çevresel tehditleri oynanışa katması başarılı. Son bölümde alan tasarımıyla dövüş mekaniklerinin birleşmesi, bu zindanı ezber içerikten çıkarıyor. Raid ve zindan boss tasarımları da genel olarak daha okunabilir. Yine de heyecanlı bir yapı kurulmuş. Eklenti bağımlılığının azalması olumlu etkilemiş.
Prey sistemi iyi bir fikir, ama henüz tam oturmamış. Açık dünyayı yeniden tehlikeli hissettirme fikrini seviyorum. Ancak uygulama biraz daha denge ve incelik istiyor. Bölge etkinlikleri The War Within dönemine göre daha iyi. Fakat hepsi aynı ölçüde başarılı değil. Bazıları oyuna enerji katarken, bazıları zayıf kalıyor.
Player Housing: Ev Sahipliği Deneyimi
Midnight’ın en büyük kozu Player Housing. World of Warcraft gibi bir oyuna bu sistemin gelmesi tek başına önemli. Dahası, bu özellik yüzeysel bir ek değil. Üzerine gidildiğinde ciddi zaman harcatabilecek bir yapıya sahip. Yaratıcılığı ödüllendiriyor ve oyuna uzun vadeli bir bağ kurduruyor. Ev düzenleme araçları düşündüğümden daha güçlü çıktı. Başta karmaşık hissettirse de alışınca etkileyici şeyler yapılabiliyor. Genişleme paketinin elf ve troll estetiğiyle uyumlu dekor seçenekleri de sistemi cazip hale getiriyor. Topluluğun şimdiden ortaya koyduğu ev tasarımları, potansiyeli kanıtlıyor.
Ancak housing de kusursuz değil. Düzenleme ile normal oynanış arasında geçiş yapmak bazen hantal kalıyor. Kopyala-yapıştır gibi temel özelliklerin eksikliği hissediliyor. Boya ve renk sisteminin oyuncu ekonomisine bağlanması ilginç bir fikir. Ancak pratikte sürtünme yaratabiliyor. Bu sistem güçlü bir temel atıyor, ama hala ilk deneme olmanın pürüzlerini taşıyor.
Üretim ve Diğer Sistemler
Üretim tarafında beklediğimden daha olumlu bir tablo gördüm. Sistemin tamamen sadeleştirilmesinden çekiniyordum. Ancak son iki genişleme paketindeki sevdiğim detay seviyesinin çoğu korunmuş. Bu da üretim ekonomisiyle ilgilenen oyuncular için iyi bir haber.
World of Warcraft Midnight: Büyük Resim
Midnight, The War Within kadar sarsıcı bir ilk etki yaratmıyor olabilir. Ama bunun nedeni zayıf olması değil. Çok güçlü bir temel üzerine inşa edilmesi. İlk şaşkınlık duygusu yerini daha olgun bir deneyime bırakmış. Görsel dünya tasarımı olağanüstü. Silvermoon ve Eversong gibi bölgeler tek başına bile bu genişleme paketini özel kılıyor. Hikaye tarafında belirgin sarkmalar var. Ana senaryo her zaman hak ettiği ağırlığı taşımıyor. Bazı sınıf tercihleri de tartışmalı olabilir. Buna rağmen Delve’ler, zindan tasarımı, son oyun döngüsü ve özellikle housing sistemi Midnight’ı güçlü kılıyor. 2007’den beri WoW oynayan biri olarak hissim net: Blizzard şu anda doğru bir şeyler yapıyor. Midnight kusursuz değil, ama Azeroth’ta geçirdiğim onca yılın ardından bana hala “devam etmek istiyorum” dedirtiyorsa, önemli bir başarı var demektir.
Daha fazla Oyun haberi için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
