Ana SayfaSinemaKurtuluş Projesi: Hollywood'un Aradığı Gişe Büyüsü Geri Döndü

Kurtuluş Projesi: Hollywood’un Aradığı Gişe Büyüsü Geri Döndü

Hollywood, uzun süredir eski usul gişe filmlerinde gerçek bir sinema deneyimi yaşatma konusunda zorlanıyor. Bu durumu süper kahraman filmlerinin yükselişine ya da izleyici beklentilerinin değişen ticari tercihlerine bağlayabiliriz. Sektör, “Geleceğe Dönüş” veya “Ölümcül Silah” gibi yeni başyapıtlar yaratmada sıkıntı yaşıyor.

Geçtiğimiz sezonun “Günahkarlar” veya “Savaş Üstüne Savaş” gibi yapımları gidişatı biraz değiştirdi. Ancak salondan büyülenmiş bir şekilde ayrıldığımız filmlerin sayısı azalıyor. İşte böyle bir dönemde vizyona giren Kurtuluş Projesi, yıllar öncesinin o samimi ve güçlü sinematik büyüsünü yeniden yaşatıyor.

Kurtuluş Projesi: Beklenmedik Bir Umut Hikayesi

Ridley Scott’ın 2015 yapımı “Marslı” filmi benzer bir etki yaratmıştı. Kurtuluş Projesi’nin de aynı hissi vermesi şaşırtıcı değil. Çünkü film, Andy Weir’in aynı adlı romanından uyarlandı. Weir, bir dönem Blizzard’da çalışmış başarılı bir yazar. Ancak bu sefer yönetmen koltuğunda Scott yok. En son “Liseli Polisler 2” ile bizi eğlendiren Phil Lord ve Christopher Miller var. İkili, daha sonra “Spider-Verse” animasyon filmleriyle de dikkat çekti.

Kurtuluş Projesi, baştan sona bir umut hikayesi anlatıyor. Mikroskobik bir organizma Güneş’i enfekte etti. Hayat kaynağımız solmaya başladı. Dünya için yeni bir buzul çağı, yani insanlığın sonu yaklaşıyor. Uluslararası bir gücün temsilcisi Eva Stratt (Sandra Hüller), bu sorunu çözecek bir bilim insanı arıyor. Onu bir okulda öğretmenlik yaparken buluyor.

İsteksiz ve sosyal yetenekleri pek gelişmemiş kahramanımız Ryland Grace görevi kabul ediyor. Üç kişilik bir ekiple uzaya çıkıyor. Sonra ne oluyorsa hafızasını büyük ölçüde kaybetmiş bir halde gemide tek başına uyanıyor.

Kurtuluş Projesi, ana teması umut olan görkemli bir gişe filmi. Bu aslında oldukça iddialı bir proje. Filmi hayata geçirecek isimlerin çok dikkatli seçilmesi gerekiyordu. Phil Lord ve Christopher Miller, romanın hayranlarının tüm endişelerine rağmen büyük bir başarıya imza attılar. Grace rolündeki Ryan Gosling tercihi kusursuz. Şaşkın, biraz sakar ama inatçı bir adamı mükemmel canlandırıyor.

“Bir Düşüşün Anatomisi” ve “İlgi Alanı” ile kendini kanıtlayan Sandra Hüller için de aynı şey geçerli. Hüller, etik kuralları çiğnemeyi kabul eden birini canlandırıyor. Zor kararlar veren bu karakterin insani yanlarını da inanılır kılıyor. Başka birinin elinde sıradan olabilecek bu rolün hakkını fazlasıyla veriyor.

Yönetmenler Lord ve Miller, hikayeye sonradan katılan uzaylı karakterin ilişkisini samimi bir şekilde işledi. İki buçuk saati aşan süresine rağmen filmden kopmanız mümkün değil. İkilinin başarısı, iki karakterin ilişkisinde gizli. Aynı amaç için her şeyi göze almalarıyla başlayan serüven, zirveye ulaşana kadar kaotik anlarla dolu. Film bazen gereksiz esprilerle hafifçe dudak büktürebilir. Ancak uzaylı dostumuza isim seçme kısmı gibi sekanslar dengeyi sağlıyor. Duygusal etkiyi izleyiciye geçirmek için yavaş ilerleyen sahneler dikkat çekiyor.

Filmin görsel gücünden de bahsetmeliyiz. Sanat ve teknik ekipler ödül sezonunda öne çıkacak gibi duruyor. Özellikle set tasarımcısı Charles Wood ile görsel efekt şefleri Paul Lambert ve Mag Sarnowka harika iş çıkardı. Farklı gezegenlerin işin içine girdiği uzayın ürpertici boşluğu sizi büyüleyecek. Devasa gemi tasarımı ağzınızı açık bırakacak bir görsellik sunuyor. Bu yüzden imkanınız varsa, filmi IMAX bir salonda izlemenizi tavsiye ederim.

Kurtuluş Projesi sadece teknik ve oyunculuk gibi alanlarda başarılı değil. En büyük gücünü anlatısından alıyor. Uzayın ortasında yalnız bir insan, Rocky adını verdiği kaya formunda bir uzaylı ile bağ kuruyor. İkilinin korkunç durumlar karşısında verdiği tepkiler çok doğal. “Ben neler yapardım” diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Başta işaretlerle kurulan iletişim, Grace’in çeviri modülü sonrası gelişiyor. Böylece izleyiciyi perdeye kilitleyen bir bağ oluşuyor. Doğal bir neşe, yer yer karamsarlık ve hüzün bu maceranın temelini oluşturuyor. Tıpkı “Marslı” filminde olduğu gibi. Romandaki bilimsel öğeler anlaşılır hale getirildi. Ryan Gosling’in esprili tavrı, karakterin endişe ve acısını doğal yansıtıyor. Rocky’yi seslendiren James Ortiz’in güçlü performansı da bu başarıya büyük katkı sağlıyor.

Kurtuluş Projesi, baştan sona görkemli bir uzay filmi. Bilim kurgu türünün son yıllardaki en güçlü örneklerinden biri. Kaotik bir gerçekliğe hapsolmuş iki karakterin arasındaki bağ ve umut teması üzerinden gerçeğe dönüştü. Heyecan, hüzün ve sağlam aksiyon anlarının iç içe geçtiği bir yapım. Salondan çıkınca “işte gerçek bir gişe filmi” dedirtecek kadar iyi.

DİĞER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!

EN POPÜLER