“Mr. Nobody Against Putin” adlı belgesel film, En İyi Belgesel Oscar’ını kazandı. Yönetmen David Borenstein, ödül töreni sahnesinden cesur bir siyasi mesaj verdi. Yapımcı Helle Faber ile birlikte Kopenhag’a döndüler. İkili, ödül sonrası yaşananları ve mesajlarının arkasındaki nedenleri anlattı.

Beklenmedik Bir Zafer ve Coşkulu Eve Dönüş
Helle Faber, Kopenhag’a dönüşünü “çılgınca” buldu. Oscar’ı uçağın kokpitinde taşıdı. Havalimanında su kemerleriyle karşılandı. Güvenlik görevlilerinden Uber şoförlerine kadar herkes onu tebrik etti.
Faber, ünlü altın heykelciği yıpranmış yeşil bir bez çantada taşıyordu. Danimarka’da büyük bir milli gurur yaşanıyordu. Belgesel sektörü de onlara büyük destek verdi. Kraliçe’nin bandosu bile kısa süreliğine onları selamladı.
“Mr. Nobody Against Putin” Film Konusu ve Zorlu Kampanya Süreci
David Borenstein ve Pavel Talankin filmin yönetmenliğini yaptı. Belgesel, Rusya’nın okulları propaganda makinesine dönüştürmesini gösteriyor. Film, Netflix’in güçlü adayını geride bırakarak sürpriz bir Oscar zaferi kazandı.
Faber, kampanya sürecinin çok zorlu geçtiğini belirtti. Büyük bütçeli rakiplere karşı bağımsız çalıştılar. Ücretsiz gösterimlerle destek topladılar. “Güçlü bir filminiz olmadan hiçbir yere varamazsınız” dedi.

David Borenstein’ın Siyasi Konuşması ve Tuvaletteki Röportajı
Borenstein, Oscar sahnesine çıktığında şok yaşadığını söyledi. Hemen konuşmasını yapmaya odaklandı. Sahne sonrası yoğun bir koşuşturma ve kutlamalarla geçti. Partilerde de bulunmak zorunda kaldı.
Yönetmen, BBC’ye tuvalette bir röportaj verdi. Sakat tuvaletinde otururken şampanya kadehi tutuyordu. Ödülü lavabonun üzerinde duruyordu. “Gecenin resmi bu” diye esprili bir yorum yaptı. Ertesi gün yorgunluktan yataktan bile çıkamadı.
Borenstein’ın konuşması gecenin en siyasi mesajını içeriyordu. “Ülkenizi nasıl kaybedersiniz” sorusuna odaklandı. Hükümetler cinayet işlerken sessiz kalmayı eleştirdi. Oligarkların medyayı ele geçirmesine dikkat çekti.
Demokrasi, Medya Bağımsızlığı ve Avrupa Modelinin Önemi
Yönetmen, konuşmasının önemini özellikle vurguladı. Filmin sadece Rusya hakkında olmadığını belirtti. Donald Trump’ın ikinci dönemiyle anlamının değiştiğini söyledi. Demokrasilerin nasıl öldüğünü gösterdiğini ekledi.
Borenstein, direnişin hayati önem taşıdığını vurguladı. “Söyleyecek gücümüz varken konuşmalıyız” dedi. Küçük bir kasaba öğretmeninin bile sesini bulduğunu belirtti. “Bizim riskimiz daha az, gerekeni söyleyelim” diye ekledi.
Faber de Borenstein’ın konuşmasından büyük gurur duydu. Hollywood’un sessizliğini sorguladı. “Üç yıl önce olsa çok farklı olurdu” dedi. “Belki de Hollywood susturuldu ya da kendini susturdu” yorumunu yaptı.
Borenstein, Amerika’daki medya konsolidasyonundan endişe duyduğunu belirtti. Paramount-Warner Bros. anlaşmasına atıf yaptı. “Kurumlarınızı korumazsanız onları kaybedersiniz” dedi. Yüksek binalardan çığlık atmamız gerektiğini ekledi.
Yönetmen, filmini Danimarka’da çektiğini anlattı. Amerika’da benzer projeler için fon bulmanın zor olduğunu belirtti. Avrupa’nın kamu sistemlerinin gücüne güvendi. Yüksek riskli politik projeleri desteklediğini vurguladı.
Borenstein, Avrupa’nın alternatif modellere sahip olması gerektiğini söyledi. Avrupa’nın kendi kimliğini koruması gerektiğini vurguladı. Amerikalı teknolojik eğilimlerin Avrupa’yı tanımlamamasını istedi.
Oscar sürecinde Avrupa’lı ortaklar Los Angeles’a geldi. Yönetmen, uluslararası işbirliğinin gücüne inandığını belirtti. “Avrupa yapım modelimizde çok güçlüyüz” dedi.
Faber, Danimarka’daki kamu film kurumlarının önemini vurguladı. Riskli filmler yapmaya olanak sağladığını belirtti. Demokrasi ve ifade özgürlüğü için bu kurumların desteklenmesi gerektiğini ekledi.
Filmin yapımcılığını madeincopenhagen üstlendi. Çek Pink şirketi de ortak yapımcıydı. Danimarka Film Enstitüsü gibi birçok Avrupa kurumu bu projeyi destekledi.
