Yıl 1983’ü gösteriyordu. Teknoloji dünyası için dönüm noktası bir gelişme yaşandı. Motorola DynaTAC 8000X modeli piyasaya çıktı. Bu cihaz, dünyanın ilk ticari cep telefonu unvanını aldı. O dönemde insanlar bu cihazı gerçek bir teknolojik devrim olarak görüyordu. Günümüz standartlarında ise özellikleri kulağa oldukça komik geliyor. Tam 43 yıl öncesinin bu ikonik cihazı, akıllara kazınan bir miras bıraktı.
Bugün cebimizde yerini unuttuğumuz hafif telefonlar var. Oysa DynaTAC 8000X, kullanıcılarına adeta bir ağırlık antrenmanı yaşatıyordu. Yaklaşık 800 gramlık devasa kütlesi dikkat çekiyordu. Cihaz, hem ağırlığı hem de kalınlığıyla gerçek bir tuğlaya benziyordu.
Anteniyle birlikte boyu neredeyse 33 santimetreye ulaşıyordu. Cebinizde taşımanız imkansızdı. Elde tutmak bile başlı başına bir zahmetti. O günlerde sokakta bu telefonu taşımak büyük bir prestij göstergesiydi. Bugüne baktığımızda ise adeta bir spor aleti gibi duruyor.
Şarjımız yüzde yirmilere düşse bile hafif bir panik yaşarız. DynaTAC 8000X’in batarya performansı ise günümüz için tam bir komediydi. Bu hantal telefonun bataryasının dolması tam on saat sürüyordu. Uzun bir bekleme süreci gerektiriyordu.
Bu kadar uzun bir şarjın ardından sunduğu konuşma süresi otuz dakikaydı. Kullanıcılar bu süreyi çok dikkatli kullanmak zorundaydı. Bütün gece şarj ettikten sonra sadece kısa acil durum görüşmeleri yapılırdı.
Yeni çıkan amiral gemisi telefonların fiyatları çok konuşulur. Ancak dünyanın ilk cep telefonunun fiyat etiketi daha çarpıcıydı. Cihaz 1983 yılında 3.995 dolara satıldı. Enflasyonla bugüne çevrildiğinde astronomik bir rakam ortaya çıkıyor. On binlerce dolarlık bir maliyete denk geliyor.
Yarım saat konuşmak için bu denli yüksek bir meblağ ödemek zordu. Cebinize sığmayan ağır bir kütleyi taşımak da öyleydi. Günümüz tüketicisi bu durumu akıl almaz buluyor. O dönemde bu bir lüks ve zorunluluktu.
Bugün binlerce fotoğraf çekeriz. Saatlerce video kaydederiz. Rehberimizde sınırsız kişi bulunur. İlk cep telefonu ise çok daha sınırlıydı. Maksimum telefon rehberi kapasitesi sadece otuz kişiyle sınırlı kaldı.
Cihazın üzerinde sadece numaraları çeviren tuş takımı vardı. Başka hiçbir kayda değer özelliği yoktu. Mesajlaşma veya yılan oyunu gibi kavramlar ortada değildi. Hesap makinesi ya da internete girme imkanı da yoktu. O sadece sokağın ortasında “Alo” demek için yaratılmıştı. Bir dönemin unutulmaz efsanesi olarak tarihe geçti.
