Senatör Ed Markey (D-MA), otonom araç güvenliği konusunda kritik bir adım attı. Şubat ayında yedi büyük ABD’li otonom araç teknolojisi şirketine mektuplar gönderdi. Bu mektuplarda şirketlerin araçlarının uzaktan yardıma ne sıklıkta ihtiyaç duyduğu sorusunu sordu. Aurora, May Mobility, Motional, Nuro, Tesla, Waymo ve Zoox gibi firmalar sorgulandı. Senatör Markey’in soruşturması, şirketlerin bu bilgiyi açıklamayı reddettiğini ortaya koydu. Bu ret, sektördeki şeffaflık eksikliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Markey’in ofisi tarafından yayımlanan bilgiler, otonom araç şirketlerinin operasyonları hakkında detayları paylaşmaktan kaçındığını gösterdi. Bu durum, teknolojiyi halka açık yollarda test etmelerine rağmen yaşanıyor. Şirketler, faaliyetlerinin gerçek işleyişine dair bilgileri gizli tutmayı tercih ediyor.
Otonom Araç Güvenliği: Şeffaflık Çağrısı Yanıtsız Kaldı
Markey’in ofisi raporunda, “Bu rapor, otonom araç şirketlerinin uzaktan yardım operatörlerinin kullanımı konusunda şaşırtıcı bir şeffaflık eksikliğini ortaya koydu” ifadeleri yer aldı. Raporda ayrıca, endüstri genelinde güvenlik uygulamalarında büyük farklılıklar olduğu belirtildi. Operatör yeterlilikleri, yanıt süreleri ve denizaşırı personel kullanımı gibi konularda tutarsızlıklar görüldü. Tüm bu farklılıklar, herhangi bir federal standart olmaksızın devam ediyor. Otonom sistemlerin yaygınlaşmasıyla, bu tür standartların eksikliği büyük riskler taşıyor.
Senatör Markey, Salı günü Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi’ne (NHTSA) çağrıda bulundu. Şirketlerin uzaktan yardım çalışanlarını kullanımını araştırmalarını talep etti. Ayrıca, “otonom araç şirketlerinin uzaktan operatör kullanımına sıkı sınırlar getiren bir yasa üzerinde çalıştığını” açıkladı. Bu yasa, gelecekteki güvenlik açıklarını önlemeyi hedefliyor. Konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmek için NHTSA’nın otonom araçlar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Uzaktan Yardım Operasyonları Mercek Altında
Markey, soruşturmasını Şubat ayında Senato Ticaret Komitesi’nin sürücüsüz arabaların geleceği hakkındaki bir oturumunun ardından başlattı. Oturum sırasında Waymo’nun baş güvenlik sorumlusu Mauricio Peña konuştu. Peña, şirketin araçlarının zorlu veya beklenmedik durumlarda “uzaktan yardım” personelinden destek alabildiğini söyledi. Ayrıca, Waymo’nun uzaktan yardım personelinin yaklaşık yarısının Filipinler’de görev yaptığını da açıkladı. Bu bilgi, sektördeki küresel iş gücü dağılımını gösteriyor.
Otonom araç şirketleri, yıllar boyunca bu tür uzaktan yardım operasyonları hakkında zaman zaman konuştu. Ancak bu konuşmalar genellikle teorik düzeydeydi. Teknoloji ya henüz spekülatif aşamadaydı ya da yoğun test süreçlerinden geçiyordu. Şimdi ise durum farklı. Birçok şirket robotaksi hizmetlerini ticari olarak kullanıma sundu. Aurora örneğinde olduğu gibi, sürücüsüz tırlar bile yollarda. Bu gelişmeler, şirketlerin tüm operasyonlarına yönelik ilgiyi artırdı.
Oturumun ardından Markey, yedi şirkete mektup gönderdi. Uzaktan operasyonları hakkında daha fazla bilgi istedi. Ofisi, her şirkete 14 soru yöneltti. Bu sorular arasında uzaktan personelin otonom araçlara ne sıklıkta rehberlik ettiği vardı. Ayrıca bu ekiplerin büyüklüğü, konumları, nasıl lisanslandıkları ve güvenlik protokolleri de soruldu. Şirketlerin yanıtları birbirinden çok farklıydı. Hiçbiri, uzaktan personelin otonom araçlara ne sıklıkta rehberlik ettiği sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Waymo ve May Mobility, bu bilginin “gizli ticari bilgi” olduğunu açıkça iddia etti. Tesla ise yanıt mektubuna bu soruyu hiç dahil etmedi. Neden böyle yaptığı belli değil. Şirket, Kuzey Amerika iletişim ekibini yıllar önce dağıtmıştı. Türkiye’nin teknoloji gündemini yakından takip etmek için kimbiliyo.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Tesla’nın Farklı Yaklaşımı ve Waymo’nun Zor Durumu
Waymo, mektubunda otonom sürüş sistemindeki iyileştirmeler sayesinde, araçlarının uzaktan personele gönderdiği yardım taleplerini “önemli ölçüde azalttığını” iddia etti. Ancak bu konuda herhangi bir detay veya kanıt sunmadı. Şirket, robotaksilerinin uzaktan yardım personeline gönderdiği taleplerin “büyük çoğunluğunun” bir operatör yanıt vermeden önce otonom sistem tarafından çözüldüğünü belirtti. Bu, sistemin kendi kendine sorun giderme yeteneğinin arttığını düşündürüyor.
Waymo, denizaşırı uzaktan yardım çalışanlarını kullandığını kabul eden tek şirket oldu. Şirket, bu çalışanların yerel sürücü ehliyetlerine sahip olduğundan emin olduğunu belirtse de, Markey’in ofisi endişelerini dile getirdi. Salı günü yayımlanan raporda, “Yabancı bir ülkedeki sürücü ehliyeti, ABD sürücü ehliyeti sınavını geçmek için bir ikame değildir. Yol kuralları, konumdan konuma neredeyse kesinlikle farklılık gösterecektir” denildi. Bu durum, uzaktan kontrol sağlayan personelin farklı trafik kurallarına göre hareket etme riskini gündeme getiriyor.
Tesla dışındaki tüm şirketler, uzaktan yardım çalışanlarının otonom araçları doğrudan kontrol etmesine izin vermediğini veya bu yeteneğe sahip olmadığını belirtti. Tesla ise farklı bir duruş sergiledi. Şirket, uzaktan yardım çalışanlarının “diğer tüm müdahale eylemleri tükendikten sonra son çare olarak doğrudan araç kontrolünü geçici olarak ele almaya yetkili” olduğunu söyledi. Bu, Tesla’nın pilot filosundaki bir aracın saatte 3 kilometreden az hızla hareket etmesi durumunda mümkün oluyor. Uzaktan operatör, aracı saatte 16 kilometreden daha hızlı süremeyeceğini de ekledi.
Tesla, bu özelliğin “tehlikeli bir konumda olabilecek bir aracı hızlı bir şekilde hareket ettirmesini sağladığını” belirtti. Böylece, ilk müdahale ekiplerini veya Tesla saha temsilcisinin aracı manuel olarak kurtarmasını beklemeye gerek kalmıyor. Bu yetenek, acil durumlarda hızlı çözüm sunuyor.
Geleceğe Yönelik Düzenlemeler Gerekli
Waymo için bu durum son zamanlarda eleştiri konusu oldu. Şirket, bu ay San Francisco şehir yetkililerinden sıkışan robotaksileri hareket ettirmek için ilk müdahale ekiplerine güvenmesi konusunda zorlu sorularla karşılaştı. Waymo’nun uzaktan yardım çalışanlarından ayrı, özel bir “yol yardımı” ekibi bulunuyor. Ancak Markey’in soruşturması, Waymo’nun operasyonunun bu kısmına odaklanmadı.
Markey’in ofisi, şirketlerden başka bilgiler de edindi. Rapor, uzaktan yardım etkileşimlerindeki gecikme sürelerini gösteriyor. May Mobility, en kötü senaryoda 500 milisaniyelik gecikme bildirdi. Ayrıca, şirketlerin bu çalışanların yorgunluğunu nasıl önlemeye çalıştığı ve denetledikleri verileri korumak için aldıkları önlemler de raporda yer aldı. Otonom araç şirketleri, yıllardır bu tür sorularla karşılaşıyor. Ancak yanıtlar her zaman kolayca bulunamadı. Gelecekte daha fazla ticari dağıtımın ufukta görünmesiyle, Markey’in ofisi daha fazla detay talep eden son kurum olmayacak. Şeffaflık ve güvenlik standartları, sektörün büyümesi için hayati önem taşıyor.
Daha fazla Teknoloji haberi için sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
