Lee Cronin’den Mumya: 2024’ün En Cesur Korku Filmi İncelemesi

Lee Cronin’den Mumya: Antik Dehşetin Modern Yorumu

Lee Cronin Mumya filmi, korku sinemasının ikonik figürlerine farklı bir yorum getiriyor. Türün kült karakterleri daima beyazperdede yer buldu. Bu süreç sektör var oldukça sürecek. Kont Drakula, Mumya ve Kurt Adam gibi ikonik kötüler, Hammer dönemi siyah beyaz yapımlarla tarihe adını yazdırdı. Yıllar içinde birçok farklı yeni yorum da ortaya çıktı. Örneğin, 2000’li yılların gişe canavarı olan Brendan Fraser’lı Mumya serisi buna iyi bir örnek. Bu seri, korkudan çok aksiyon ve eğlenceye odaklandı. Ancak Mısır mitolojisinden beslenmeyi de ihmal etmedi.

Son yirmi yılda birçok vampir ve kurt adam filmi vizyona girdi. Ancak mumyalarla ilgili pek bir şey göremedik. Ta ki son olarak Kötü Ruh: Uyanış (Evil Dead Rise) filmiyle dikkat çeken Lee Cronin’in yeni nesil Mumya yorumuna kadar.

Lee Cronin Mumya: Alışılmışın Dışında Bir Hikaye

Lee Cronin’den Mumya adıyla izleyiciyle buluşacak film, cesur bir yol izliyor. Hammer döneminin klasik Mumya hikayesini sunmuyor. Brendan Fraser’lı aksiyon odaklı eğlenceyi de vadetmiyor. Hikaye tamamen günümüzde geçiyor. Antik zamanların korku öğesi mumyayı, sıradan bir ailenin evine taşıyor. Bunu küçük kızları aracılığıyla yapıyor.

İşi gereği bir süreliğine Kahire’ye taşınan gazeteci Charlie (Jack Reynor) ve sağlıkçı eşi Larissa (Laia Costa), ortalama bir Amerikan ailesini temsil ediyor. Çocukları Sebastian (Shylo Molina) ve Katie (Natalia Grace) ile birlikte yaşıyorlar. Ebeveynlerin çocuklarıyla arası iyi. Ağabey Sebastian, küçük Katie ile zaman zaman takışsa da, genel olarak mutlu bir aile tablosu var. Ancak bir gün Katie aniden sırra kadem basıyor ve bulunamıyor. Tam sekiz yıl geçiyor. Aile, Katie’yi unutamamış durumda. Artık New Mexico’ya taşınmışlar. Şok edici bir telefon konuşması yapıyorlar. Çocukları, üç bin yıllık bir lahitin içinden canlı olarak çıkarılmış!

Filmin reklam kampanyasında öne çıkan ‘Katie’ye ne oldu?’ sorusu, büyük ölçüde gizem unsuru olarak kullanılıyor. Olayın ne olduğu filmin başında aslında az çok belli edilmiş. Ancak Cronin’in yazdığı senaryo, bu soru işaretini katman katman açığa çıkarmaya çalışıyor. Neredeyse final anına kadar gizemi koruyor. Yönetmen ve senarist Lee Cronin, Kötü Ruh: Uyanış ile ilgimi çekmişti. Sıradaki işini merakla bekliyordum. Gore öğelerini zekice kullanması, karakterlerine acımasız davranmaktan çekinmemesi gibi cesur tercihleri vardı. Kariyerinde ilginç işler çıkaracağı belliydi. Hatta Kötü Ruh: Uyanış sonrası kendisine yeni Resident Evil filmi teklif edildi. Ancak o, daha yüksek riskli bu projeyi seçti.

Gerilimin Katmanları ve Vücut Korkusu Unsurları

Cronin’in cesareti takdire şayan. Mumya, neredeyse yüz yılı aşkın süredir zihinlerde benzer şekillerde yer etmiş bir figür. Bu ikonu alıp, küçük bir kızın bedeninde günümüze getirmek cesaret ister. Sıradan bir aileye vahşi bir kabus yaşatmak için kullanmak büyük risk. Bunu büyük bütçeli bir gişe filminde yapmak gerçekten övgüye değer. Bu açıdan hem yönetmeni hem de filmi tebrik etmek gerekiyor. Ne yazık ki yönetmenin kaleme aldığı senaryo, gerilimli ilk yarının ardından klişeleri sıralayarak kendi kendine çelme takıyor.

Yapım, vücut korkusu diye çevirebileceğimiz body horror alt türüne oldukça bel bağlıyor. Travmalar, yetersiz beslenme ve karanlıkta kapalı kalma yüzünden kız ruhsal ve fiziksel anormallikler yaşıyor. Kızın sebep oldukları, hem aile hem de izleyici için zorlu bir deneyime dönüşüyor. Özellikle tırnak kesme sahnesi, cenaze töreni ve soyunma sekansları midesi sağlam olmayan korku severler için bir direnç testi. Cronin’in senaryosu, tırnak ve deri sahnelerindeki vücut korkusu anlarıyla sadece gerilim yaratmıyor. Aynı zamanda hikayenin gidişatına dair ufak ipuçları bırakıyor. Yani Lee Cronin’den Mumya, bu anlatı tercihi ile tam isabet kaydediyor.

Filmin sıkıntı yaşadığı şey ise, benim gibi korku türü gediklileri için yenilik sunmaması. Gerilimin zirve yapması gereken son yarım saatlik kısım, ses efektlerine fazlasıyla yaslanıyor. Bir an kendimi yerli cin filmlerinden birinde zannettim. Oysa ki filmin iki saatlik süresi, ailenin Katie yüzünden yavaş yavaş ayrışması üzerinden güzel bir damar yakalamıştı. Ağabey Sebastian ve Katie kaçırıldığında annesinin karnında olan küçük Billie’nin (Maude Cannon) değişimi etkileyiciydi. Mısırlı dedektif Dalia’nın (May Calamawy) soruşturma ilerledikçe ortaya çıkardığı sırlar da merakı canlı tutuyordu. Elbette bütün problem ses ya da görsel efektlerde değil.

Filmin en büyük sorunu, korkutma konusunda yeterli performans sergileyememesi. Vücut korkusu kısımlarını ve ürpertici mekan kullanımını saymazsak, seyircinin korkabileceği çok fazla bir şey kalmıyor. Halbuki elde muazzam bir fırsat vardı. Kaçırılıp muhtemelen öldürüldüğünü düşündüğünüz çocuğunuz yıllar sonra geri dönüyor. Fiziken endişe verici durumda ve travmaları yüzünden zihnen de sağlıklı değil. Ebeveynler olarak diğer çocuklarınızı korumaya çalışıyorsunuz. Eşinizle aranızdaki gerilimi dengelemeye uğraşıyorsunuz. Evinizin içinde mantıkla açıklanamayacak şeyler yaşıyorsunuz. Kayıp kızınız ürpertici hareketleriyle sürekli yan odanızda. Diğer çocuklarınız ve hatta kayınvalideniz bile bu garipliğe kendini kaptırmış… Ancak film bu altın fırsatların üzerine gitmek yerine, sürekli aynı sularda dolanmayı seçiyor.

Beklentilerin Ötesi mi, Altı mı?

Sadece ismiyle bile sektörde kendini farklı bir yere konumlandırmak isteyen Lee Cronin’den Mumya, ilginç ve cesur bir fikre sahip. Yönetmen, senaryodaki kullanılmayı bekleyen diğer korku öğelerini bir kenara bırakıyor. Yine bildiğimiz hilelere başvuruyor. Vizyona girecek bu versiyonun yönetmenin kendi kurgusu mu yoksa stüdyonun elinden çıkan bir kurgu mu olduğunu bilmiyoruz. Ancak Lee Cronin’den Mumya, harika bir korku filmi olabilecekken, ortalamanın biraz üstünde bir yapım olarak kalıyor.

Karar: Lee Cronin’den Mumya, cesur ve yenilikçi bir fikirle yola çıkıyor. Atmosfer kurma konusundaki gücü ve özellikle plastik makyaj işçiliğindeki dudak ısırtan başarısıyla dikkat çekici bir korku filmi. İki saatlik süresine rağmen sürükleyici olmayı başarıyor. Katie rolündeki Natalie Grace, her sahnesinde izleyiciyi geriyor. Ancak tüm taze fikirlerine ve tekinsiz atmosferine rağmen, hikayenin ezberlenmiş korku numaralarına sıkışıp kalması filmin kanatlarını kırpıyor. Yine de türü seviyorsanız, filmin büyük bir perdede size güzel vakit geçirme ihtimali de var.

Daha fazla güncel Teknoloji haberleri için sitemizi takip edebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!