Seth Rogen: Yapay Zeka ile Senaryo Yazanlara Sert Eleştiri
Ünlü oyuncu ve yapımcı Seth Rogen, yapay zeka senaryo yazımı konusunda oldukça sert bir duruş sergiledi. Cannes Film Festivali’nde Brut’a konuşan Rogen, hikayelerini veya senaryolarını yapay zeka kullanarak yazanların “yazar olmaması gerektiğini” belirtti. Bu açıklamalar, sinema dünyasında yapay zekanın yaratıcı süreçlerdeki rolüne dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Rogen, yapay zekanın film yapımcılığındaki rolü sorulduğunda, “Ne işe yaradığını anlamıyorum” ifadesini kullandı. Instagram’da gördüğü ve “Hollywood bitti” temalı yapay zeka videolarını “hayatımda gördüğüm en aptalca saçmalık” olarak nitelendirdi. Ünlü yapımcı, bu tür içeriklerin kalitesizliğine dikkat çekti.
Rogen’a göre, bir yazarın süreci atlayıp yapay zekayı kullanma içgüdüsü varsa, o kişi yazar olmamalıdır. Çünkü bu, gerçek anlamda yazmak değildir. Yaratıcı sürecin kendisinin, yazarlığın temelini oluşturduğunu vurguladı. Yazarlık, bir düşünce ve emek süreci gerektirir.
Yaratıcılık ve İnsan Dokunuşunun Önemi
Seth Rogen sözlerine devam ederken, “Başka bir şey yapın” diyerek sert eleştirilerini sürdürdü. Yazma sürecinden geçmek istemeyenlerin yazar olmaması gerektiğini savundu. Rogen, “Bana daha az yazdıran bir araç fikri cazip gelmiyor, çünkü ben yazmayı seviyorum” diyerek kişisel motivasyonunu paylaştı. Onun için yazmak, keyifli bir eylem.
Cannes’da yeni animasyon filmi “Tangles”ı tanıtmak için bulunan Rogen, filminin tamamen el çizimi olduğunu gururla dile getirdi.

Film, annesinin Alzheimer teşhisiyle mücadele eden genç bir kadını konu alıyor. Muhabirin filmde yapay zeka kullanılmamasına sevindiğini belirtmesi üzerine Rogen, “Hiçbir şekilde. El çizimi bir animasyon. Her karesinde bir insan dokunuşu var, bu harika” cevabını verdi. Bu, sanatında insan emeğine verdiği önemi gösteriyor.
“Tangles” filminin yapımcısı ve Seth Rogen’ın eşi Miller Rogen da duygusal bir açıklama yaptı. Filmin ana karakteri Sarah ile hemen bir bağ kurduğunu belirtti. Miller Rogen’ın annesi de Alzheimer hastasıydı. Bu durum, filmin hikayesine kişisel bir derinlik katıyor.
Miller Rogen, “Ailem ve Sarah’nın ailesi arasında o kadar çok benzerlik vardı ki” dedi. Ekledi: “Annelerimiz ikisi de 50’li yaşlarının başında teşhis konulan öğretmenlerdi. Demans teşhisiyle gelebilecek inkar, korku ve yalnızlık hisleriyle kendimi ilişkilendirdim.” Bu sözler, filmin gerçek bir deneyimden ilham aldığını gösteriyor.
Sinema Sektöründe Yapay Zeka Tartışmaları Hız Kesmiyor
Seth Rogen’ın bu açıklamaları, sinema sektörü içindeki yapay zeka tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi. Özellikle Hollywood grevleri sırasında yazarlar, yapay zekanın işlerini tehdit etmesinden endişe duyduklarını dile getirmişlerdi. Rogen’ın duruşu, pek çok sanatçının ve yazarın hislerine tercüman oluyor. Yaratıcı mesleklerde insan faktörünün yeri paha biçilmezdir.
- Yaratıcı Sürecin Değeri: Rogen, yazmanın bir süreç olduğunu ve bu sürecin atlanmaması gerektiğini vurguluyor. Yapay zeka, bu süreci basitleştirerek yazarlığın özünü zedeleyebilir.
- İnsan Dokunuşunun Önemi: “Tangles” örneğiyle, el emeği ve insan dokunuşunun sanatsal üretimdeki eşsiz değerini gösteriyor. Yapay zeka, bu özgünlüğü tam olarak taklit edemez.
- Sektörel Endişeler: Yazarlar ve sanatçılar, yapay zekanın iş güvenliklerini ve eserlerinin özgünlüğünü tehdit ettiğini düşünüyor. Bu tartışmalar gelecekte daha da artacak gibi görünüyor.
Yapay zekanın film ve televizyon endüstrisindeki kullanımı üzerine yapılan tartışmalar, teknolojinin gelişimiyle birlikte daha da karmaşık bir hal alıyor. Ancak Seth Rogen gibi önemli isimlerin bu konudaki net duruşları, yaratıcı alanlarda insan yaratıcılığının korunması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Bu tür teknolojilerin doğru ve etik kullanımı konusunda henüz net bir uzlaşı sağlanabilmiş değil.
Kimbiliyo Analizi: Bu Ne Anlama Geliyor?
Seth Rogen’ın yapay zeka senaryo yazımına yönelik keskin eleştirileri, sadece kişisel bir görüşten ibaret değil; Hollywood’un ve genel olarak yaratıcı endüstrilerin derin endişelerini yansıtıyor. Bu açıklamalar, teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte sanat ve iş dünyası arasındaki gerilimi net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle senaryo yazarlığı gibi özgün düşünce ve duygusal derinlik gerektiren alanlarda yapay zekanın kullanımı, pek çok kişi için yaratıcılığın ve insan ruhunun taklit edilemezliğinin ihlali anlamına geliyor. Rogen’ın “yazar olmamalısınız” çıkışı, yazarların yıllar süren eğitimlerini, tecrübelerini ve sanatsal sezgilerini küçümseyen bir tutuma karşı yükselen bir ses niteliğinde.
Bu durum, yapay zekanın potansiyelini tamamen reddetmekten ziyade, onun yaratıcı süreçlerdeki yerinin ne olması gerektiği üzerine etik ve pratik bir tartışmayı tetikliyor. Yapay zeka, belki belirli görevlerde yardımcı bir araç olabilir; ancak Rogen’ın vurguladığı gibi, ‘yazma süreci’nin kendisi, yani fikir üretme, karakter geliştirme, diyalog kurma ve hikaye örme eylemi, insan deneyiminin ve empati yeteneğinin bir uzantısıdır. Gelecekte, bu tür teknolojilerin kullanımına dair sektör genelinde daha katı kurallar ve anlaşmaların getirilmesi muhtemeldir. Zira yaratıcı endüstriler, otomasyonun ve mekanikleşmenin, eserlerin ruhunu ve değerini ortadan kaldırabileceği endişesini taşıyor. Rogen’ın duruşu, sanatta ‘otantiklik’ arayışının ve insan emeğinin korunması gerektiğini güçlü bir şekilde hatırlatan önemli bir uyarı niteliğindedir.
Daha fazla güncel Sinema haberleri için sitemizi takip edebilirsiniz.

