Disney, Trump’ın Jimmy Kimmel Baskısına Karşı 1 Yıllık Sessizliğini Koruyor

Disney, Trump’ın Jimmy Kimmel Baskısına Karşısında Sessizliğini Koruyor

Disney, eski Başkan Donald Trump’ın komedyen Jimmy Kimmel’ın kovulması yönündeki taleplerine ve Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr’ın kurumu silah gibi kullanma çabalarına karşı kararlı bir duruş sergiliyor. Şirket, Beyaz Saray’dan gelen bu tür baskılara bu kez sessiz kalarak yanıt verme stratejisi izliyor. Bu durum, geçtiğimiz yıl Jimmy Kimmel’ın geçici olarak görevden alınmasıyla sonuçlanan medya fırtınasından ders çıkarıldığını gösteriyor.

FCC Başkanı Carr, Trump’ın eleştirmenlerine karşı kurumu kullanmaya devam ediyor. Hatta bu eylemleri kendi partisinden bile tepkiler almasına neden oluyor. Senatör Ted Cruz bile Carr’ın adımlarını eleştiren isimler arasında yer alıyor. Trump’ın Kimmel’ın bir şaka yüzünden kovulmasını talep etmesi, başkanın sık sık kullandığı bölücü ve şiddet içeren retorik göz önüne alındığında zayıf kalıyor.

Trump’ın Sert Retoriği ve Medya Üzerindeki Baskısı

Eski Başkan Donald Trump’ın kamuoyu önündeki ifadeleri sıkça tartışma konusu oluyor. Trump daha önce özel savcı Robert Mueller’in ölümüne sevindiğini yazmıştı. Bazı Demokratları ‘vatana ihanetle’ suçlamış ve siyasi rakiplerini ‘kötü’ veya ‘düşman’ olarak nitelendirmişti. Muhabirleri kötü isimlerle aşağıladığı da biliniyor. Rob Reiner ve hatta Papa ile bile tartışmalara girdiği görüldü. İran’a yönelik küfürlü uyarılar göndererek ‘bütün bir medeniyeti’ yok etmekle tehdit etmişti.

Brendan Carr ise, Anayasa’nın İlk Değişikliği’ne rağmen patronunun isteklerini yerine getirmekten çekinmedi. Disney’i cezalandırmak amacıyla şirketin yayın lisanslarını ‘erken yenileme’ görüşmelerine açma girişimleri büyük tepki çekti. Yayıncılık camiasındaki çoğu kişi bu adımı ‘uygunsuz’ buldu. Bu topluluk, genellikle muhafazakar yöneticilerden oluşmasına rağmen tepkilerini dile getirdi.

Disney

Medya Lisansları ve Yayıncılık Sektörünün Tepkisi

Ulusal Yayıncılar Birliği (NAB) CEO’su Curtis LeGeyt, bu duruma ilişkin açıklama yaptı. LeGeyt, “FCC’nin yayın lisansı yenileme süreci öngörülebilirlik, adillik ve şeffaflık ilkelerine dayanmalıdır” dedi. Ayrıca, “Medya Bürosu’nun bir şirketten tüm lisanslarını hızla yeniden başvurmasını istemesi bu ilkelere aykırıdır” ifadelerini kullandı. Bu durumun tüm yayıncılar için önemli belirsizlik yarattığını belirtti. İfade özgürlüğü hakkı, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir unsurdur.

Carr’ın geçen yıl Kimmel’ı tehdit ettiği podcast performansları da boş birer gösteriden ibaret kalmıştı. ABC ve bağlı kuruluşlarını Kimmel hakkında ‘eylem yapmamaları’ halinde tehdit ettiğinde. “Bunu kolay yoldan ya da zor yoldan yapabiliriz” demişti. Bu absürt açıklama, şaşırtıcı bir şekilde, Senatör Cruz’dan bile tepki görmüştü. Görünen o ki Cruz da ara sıra doğru tarafta yer alabiliyor.

Siyasi Tiyatro ve Disney’in Sessiz Stratejisi

Tüm bu siyasi tiyatro, Disney’in son çatışmada sessiz kalmasının neden önemli olduğunu gösteriyor. Trump yönetiminin Kimmel’a yönelik baskısı, geçen seferkinden daha pervasız. Zira, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği dışındaki suikast girişiminin hemen ardından gelmişti. Trump yönetimi, bu korkunç olayı kendi siyasi kampanyalarına malzeme etmeye çalıştı. Bu kez 400 milyon dolarlık Beyaz Saray balo salonunun halk fonlarıyla finanse edilmesi için çaba sarf ettiler.

Suikast girişiminin kendi gündemlerine nasıl kolayca uyarlanabileceğini gören Trump yönetimi, Kimmel’a saldırmak için bir fırsat yakaladı. Başkanın yaşı ve genç First Lady’nin kendisinden daha uzun yaşama olasılığı hakkında yapılan bir “gelecekteki dul” şakasını gündeme getirdiler. Kimmel’ın Pazartesi günü belirttiği üzere, bu şaka aslında Trump’ın kendisinin de sık sık yaptığı bir şaka.

DEI Uygulamaları ve Yasal Süreçler

Carr’ın Disney’in sekiz ABC istasyon lisansı üzerindeki DEI (Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) uygulamalarını soruşturma önerisi daha da aldatıcı. Bu öneri, Trump yönetiminin çeşitlilik ve kapsayıcılık karşıtı politikalarına uygun. Beğenmediği bir şey mi var? Suçu, tüm geçmişlerden insanları adil bir şekilde işe alma fikrine atıyorlar. Bu durum, eleştirilerin temelinde yatan gerçek niyetleri gözler önüne seriyor.

İyi haber şu ki, hükümetin Disney’in yayın lisanslarını iptal etme girişimi yıllarca mahkemelerde sürecektir. Bu hamlenin, dayanıksız nedenleri ortaya çıktıkça etkisini yitirmesi bekleniyor. Disney, bu konuda yaptığı tek açıklamada şunları belirtti: “Kayıtların, İletişim Yasası ve İlk Değişiklik uyarınca lisans sahibi olarak devam eden yeterliliklerimizi kanıtladığına inanıyoruz. Bunu uygun yasal kanallar aracılığıyla göstermeye hazırız.” Şirket, odak noktasının her zaman olduğu gibi istasyonlarının faaliyet gösterdiği yerel topluluklardaki izleyicilere hizmet etmek olduğunu vurguladı.

Disney

Sektörün Duruşu ve Gelecek Beklentisi

Bu karmaşanın en dikkat çekici yanı, herkesin Trump ve Carr’ın “Jimmy Kimmel Live!” programını yayından kaldırma girişimlerini anlamasıdır. Nexstar ve Sinclair gibi istasyon grupları bile bu kez sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu gruplar, bu kez böyle bir numara yapmaya kalkışsalar, ifade özgürlüğü hakkında canlı bir tartışmaya gireceklerini biliyorlar. Ayrıca, şu anda böyle bir tartışmaya ihtiyaçları yok. Özellikle Nexstar, Tegna grubunu satın alma girişimlerinin durdurulmasıyla karşılaşmıştı. Çünkü eyaletler, Nexstar/Tegna birleşmesinin birçok büyük şehirde haber tekelleri yaratmasından endişe ediyorlardı.

Disney, sessizliğini korurken, Kimmel bu son tartışmayı büyük bir ustalıkla yönetmeye devam ediyor. Pazartesi akşamı yaptığı monologda şunları söyledi: “Donald Trump’ın istediğini söylemesine izin verilir. Tıpkı sizin ve benim, hepimizin olduğu gibi.” Kimmel, “Çünkü İlk Değişiklik uyarınca, biz Amerikalıların ifade özgürlüğü hakkı var” diye ekledi. Bu durum, FCC ve Beyaz Saray’da bir tazeleme kursunu hak ediyor olabilir.

Kimbiliyo Analizi: Bu Ne Anlama Geliyor?

Bu olay, ABD’deki medya ve siyaset ilişkilerinin ne denli gergin ve kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Disney’in sessiz kalma stratejisi, sadece hukuki bir güvenin değil, aynı zamanda siyasi manipülasyonlara karşı pratik bir direncin de göstergesidir. Donald Trump’ın medya figürlerini hedef alması yeni değil, ancak FCC gibi bağımsız olması gereken bir kurumun bu amaçla kullanılması, demokrasinin temel direklerinden olan ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durum, yalnızca Disney gibi büyük medya devlerini değil, tüm yayıncılık sektörünü ve genel olarak basın özgürlüğünü ilgilendiren kritik bir emsal teşkil ediyor. Gelecekte, benzeri siyasi baskılarla karşılaşan medya kuruluşlarının nasıl bir yol izleyeceği, bu sessiz direncin sonuçlarına göre şekillenecektir.

Brendan Carr’ın eylemleri, sadece hukuki olarak değil, etik açıdan da sorgulanmalıdır. Görevdeki bir yetkilinin, kişisel veya siyasi gündemler uğruna kamu kurumlarını kullanmaya çalışması, kamu güvenini sarsar ve kurumların bağımsızlığına gölge düşürür. Disney’in hukuksal yollarla mücadelesi uzun sürebilir, ancak bu süreç, ABD’deki idari kurumların ne ölçüde siyasallaştığına dair önemli bir gösterge olacaktır. Bu vakıa, teknoloji ve medya sektörünün giderek artan siyasi kutuplaşmanın merkezine nasıl yerleştiğini ve şirketlerin sadece ticari değil, aynı zamanda demokratik değerleri koruma misyonunu da üstlenmek zorunda kaldığını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu sadece bir medya çatışması değil, aynı zamanda ifade özgürlüğü ve kurumsal bağımsızlığın geleceğine dair bir sınavdır.

Daha fazla güncel Teknoloji haberleri için sitemizi takip edebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!